OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE KOMPOZİTİN ÖNEMİ

Otomotiv sektöründe,daha verimli otomobiller üretmek için hafiflik en büyük etkenlerden birisidir. Araç ağırlığı, enerji tüketimini doğrudan etkiler ve araç ağırlığının % 10 azalması, yakıt ekonomisini yaklaşık % 7 oranında artırır [1]. Günümüzde globalleşen dünyada elektrikli araçların son zamanlarda ortaya çıkışı, hedefleri araç ağırlıklarının azaltılmasına odaklamıştır. Bu yüzden malzeme seçimi yapılan tasarım sonrasında aracın verimliliğini en optimum seviyede olacak şekilde seçilerek sağlanabilir.

Kompozit malzemeler, hafiflik ve sunduğu özellikler bakımından en önemli adaylardan birisidir. Her geçen yıl otomotiv pazarındaki yeri ve kullanımı giderek artmaktadır.

Grand View Research raporuna göre küresel otomotiv kompozit Pazar büyüklüğü 2019 yılında 20.76 milyar dolar değerlendirildi. Bu pazarın 2027’ ye kadar yıllık %7,5 oranla büyümesi bekleniyor [2].

Kompozit malzemeler; tek başına sağlayamadığı özelliklere sahip olan iki ya da daha fazla malzemenin, bir araya getirilerek aynı veya farklı tür malzemelerin özelliklerini, yeni ve tek bir malzemede bir araya getirilerek, bileşenlerin kendi sınırlarını koruyarak birbiri içerisinde çözünmeyecek şekilde makro düzeyde birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan malzemelerdir [3].

Kompozitler, matris ve takviye elemanlarından oluşmaktadır. Matris, kompozit malzemeyi bir arada tutan, takviye malzemesini koruyan ve yapıya uygulanan kuvveti takviye malzemesine aktarır. Takviye malzemeler, matristen tarafından iletilen yükü taşıyarak yapıya dayanım özelliği sağlar [4]. Otomotiv endüstrisinde takviye malzemeler genellikle cam elyaf ve karbon elyaf gibi elemanlardan oluşmaktadır.

 

 

 

 

 

Kompozit Malzemelerin Avantaj ve Dezavantajları

 

Avantajlar

● Hafiflik

● Korozyon dayanım

● Yüksek mukavemet

● Isı, ses ve elektrik yalıtımı

● Tasarım esnekliği

● Boyutsal stabilite

● Kopma uzamasının metallere oranla yüksek olması

● Yüksek yorulma direnci

● Kalıplama kolaylığı [5]

 

Dezavantajlar

 ● Yüksek maliyetli hammadde

●Nispeten maliyetli üretim

●Farklı doğrultularda farklı mekanik özelliklere sahip olabilmeleri

●Nem ve hava boşluklarının kompozit malzemede mekanik ve yorulma özelliklerini olumsuz etkilemesi

●Üretim sürecinde elyafların birbirine basmaması halinde yada üretim sonrası delme ve kesme işlemlerinde elyaflar arasında delaminasyon oluşumu

 ● Standartlaştırılmış kalite olmaması[6]


Kompozit malzemelerin yapıları matris ve takviye malzemelerine göre farklı şekillerde sınıflandırılmıştır [7].

Kompozitler matris malzemesine göre;

● Polimer Matrisli Kompozitler

● Seramik Matrisli Kompozitler

● Metal Matrisli Kompozitler olarak sınıflandırılmaktadır.

Polimer Matrisli Kompozitler

Polimer (Yunanca: poli “çok”, meros “parça”; çok parçalı anlamında), monomer denilen görece küçük moleküllerin birbirlerine tekrarlar halinde eklenmesiyle oluşan çok uzun zincirli moleküllerdir [9].

Polimer matrisli kompozit malzemeler; polimer matrisli kompozitler, çoğunlukla petrokimya esaslı ürünlerdir ve günümüzde en yaygın kullanım alanı olan malzemelerdir. Polimerik kompozitler korozyona dirençli, uzun süreli kullanıma uygun, işlenmesi kolay, şekillendirilebilen, birim kütle başına yük kapasitesi yüksek malzelemerdir.

Polimer Matrisli Kompozitlerin Yapı Bileşenleri Kullanılan matrisler: Termosetler ve termoplastikler. Kullanılan fiberler: Cam fiberler, bor fiberler, alümina fiberler, karbon fiberler, alümina fiberler aramid fiberler [9].

Polimer matrisli kompozitler, termoset ve termoplastik matrisli kompozitler olmak üzere ikiye ayrılır [11]. 

Termoplastikler

Bir polimer sınıfı olan termoplastikler ısı etkisi ile yumuşar ve ergir, yumuşak veya sıvı halde şekillendirilir. Termoplastik polimerler ısı uygulaması ile tekrar tekrar şekillendirilebilir ve doğrudan yeni ürünler üretmek için geri dönüştürülebilir. Genellikle termoplastikler termosetlere göre daha sünektir ve darbe dirençleri daha yüksektir. Genel olarak termoplastiklerin proses süresi termosetlere göre oldukça düşüktür. Bunun sebebi termosetlerde çapraz bağların oluştuğu kür reaksiyonlarının kalıp içinde zaman almasıdır. Bu süre kalıp sıcaklığı ve parça kalınlığına bağlı olarak dakikalar veya saatler olabilmektedir [12].  Bu alanda en yaygın olarak kullanılan malzemeler Polipropilen, Poliamid, Polietilen’dir [9].

Termosetler

Termoset polimerler, bir ya da daha fazla sıvı ön polimerin (reçinenin) katalizör veya kürleştirme ajanı (curing agent) ile kimyasal reaksiyona girmesi, bu reaksiyonda çapraz bağların meydana gelmesi ve sert katı polimerin oluşması yoluyla üretilir. Fiberler termoset polimerlerle kürlemeden önce düşük viskoziteli sıvı halindeyken birleştirilir. Kürleşmiş halde termoset polimerlerin ısıl, kimyasal ve sürünme direnci termoplastiklerden daha yüksektir. kimyasal reaksiyon süresi polimer cinsine, kürleme tipine ve sıcaklığa bağlı olarak değişkenlik gösterir ve uzun zaman alabilir. Termosetler ergitilemedikleri için doğrudan yeniden kullanımları veya geri dönüşümleri mümkün değildir. [12].

Termoset matris malzemelerin üretiminde kullanılan malzeme tipleri;

• Epoksi Reçine

• Poliester Reçine

• Vinilester Reçine

• Fenolik Reçine’dir [9].

Polimer Matrisli Kompozitlerin Üretim Yöntemleri

 Açık ve kapalı kalıplama yöntemleri olmak üzere iki ana kısma ayrılır.

Açık Kalıplama Yöntemleri:

·         El Yatırma Yöntemi

·         Püskürtme Yöntemi

·         Elyaf Sarma Yöntemi

·         Vakum Torbası Yöntemi

·         Otoklav Yöntemi

 

 

Kapalı Kalıplama Yöntemleri:

·         Reçine Transfer Yöntemi (RTM)

·         Pultruzyon Yöntemi

·         Ekstrüzyonla Kalıplama Yöntemi

·         Hazır Kalıplama Yöntemleri

·         Enjeksiyonla Kalıplama Yöntemi

·         Savurma Kalıplama Yöntemi

Polimer Matrisli Kompozitlerin Kullanım Alanları

Polimer matrisli kompozit malzemeler gelişen ve değişen dünyada çağımızın teknolojik olarak ilerlemesiyle hemen hemen her an karşılaşılabilecek birçok malzemede karşımıza çıkmaktadır. Özellikle ileri teknoloji tasarımların kullanıldığı havacılık ve uzay sektöründe son yıllarda polimer matrisli kompozitlerin kullanımı geliştirilerek artmaktadır [9].

Seramik Matrisli Kompozitler

Günümüzde seramik malzemeler; sahip oldukları yüksek sıcaklığa dayanıklılık, hafiflik, yüksek kimyasal kararlılık, sertlik, erozyon ve aşınmaya karşı direnç gibi önemli özellikleri nedeniyle oldukça ilgi çekmekte olan bir malzeme grubunu oluşturmaktadır. Ancak seramikler oldukça gevrek malzemeler olup, basma mukavemetleri oldukça yüksek iken, çekme mukavemetleri ise düşüktür. Ayrıca seramiklerin düşük güvenilirlik ve tokluk özellikleri nedeniyle yapısal uygulama alanlarında kullanımları kısıtlıdır [13]. Başlıca kullanım alanları arasında zırhlar, çeşitli askeri amaçlı parçalar ve uzay araçları gelmektedir [14].

Yüksek sıcaklık uygulamalarında polimer matrislikompozitler sahip oldukları hidrokarbon yapısı nedeniyle kullanılamazken, seramik malzemeler yüksek yoğunluğa sahip metallere alternatif olarak kullanılmaktadır. Seramik malzemeler hem düşük yoğunlukları nedeniyle daha hafif, hem de yüksek oksidasyon dirençleri sebebiyle yükseksıcaklıklarda kullanılmaya oldukça elverişli malzemelerdir. Yekpare seramik malzemeler çatlaklara karşı çok hassas malzemelerdir. Seramiklerin bu kırılgan doğası yüksek sıcaklık mukavemeti, düşük yoğunluk, kimyasal kararlılık ve aşınma direnci gibi pek çok önemli özelliğinin arka plana atılmasına sebep olmakta, savunma sanayi ve havacılık uygulamaları gibi büyük pazar paylarına sahip alanlarda kullanılmalarını sınırlamaktadır. Hem süreksiz takviyeli hem de sürekli fiber takviyeli SMK’larda seramik malzemelerin kırılmaya karşı hassasiyetleri daha azdır [13].

Seramik MatrisliKompozitlerin Üretimi

Soğuk Presleme ve Sinterleme: Matris tozunun ve fiberin soğuk presle şekillendirilip ardından sinterlenmesi işlemi seramiklerin üretiminde kullanılan geleneksel bir yöntemdir. Sinterleme aşamasında matriste önemli bir oranda çekme gerçekleşir ve yapıda çok sayıda çatlak oluşumu meydana gelir. Matris ve takviye fazının ısıl genleşmeleri arasındaki farka bağlı olarak soğutma aşamasında matris fazında hidrostatik çekme gerilmeleri oluşabilir.

Tepkin Sinterleme ve Kendinden İlerleyen Yüksek Sıcaklık Sentezi (SHTS): Tepkin sinterleme terimi bir bünye içerisinde yer alana iki veya daha fazla bileşenin sinterleme süreci sırasında tepkimeye girerek yeni faz veya fazları oluşturmasını ifade etmektedir.

Sıcak Presleme: Seramik matrisli kompozit yapıların üretiminde sıcak presleme yöntemi hem yüksek sıcaklık hem de basınç uygulanarak yüksek yoğunluğa ve ince mikro yapıya sahip malzemelerin üretimi için kullanılan bir yöntemdir. Ancak basit geometrilerde ürün üretimine uygun olan sıcak presleme yöntemi ile karmaşık şekillerde ürünlerin üretimi mümkün olmamaktadır.

Tepkime Bağlama: Tepkime bağlama yöntemi hem seramik hem de SMK malzemelerin üretiminde yaygın olarak kullanılmakta olan bir yöntemdir. Bu yöntemin en önemli avantajları yüksek saflıkta, sinterleme ilavelerine ihtiyaç duyulmaksızın ve istenen boyutlarda ürün üretimine olanak sağlamasıdır. Partikül ve takviye malzemelerinin yapı içerisindeki düzenlenmesi yoğunlaşma basamağında, sinterleme ilaveleri olmaksızın gerçekleştiği için önemli bir boyutsal çekme meydana gelmez. Ayrıca sinterleme ilaveleri kullanılmadığı için oda sıcaklığında elde edilen özelliklerin yüksek sıcaklıklara kadar korunması da mümkün olmaktadır. Bu yöntemin bir diğer avantajı ise; tepkime bağlama sıcaklığının pek çok sistem için sinterleme sıcaklığından daha düşük olmasıdır. Tepkime bağlamanın en önemli sınırlayıcı yanı ise bu yöntemle hazırlanan ürünlerin yüksek oranda gözenek içermesidir.

Seramik Emdirme: Katı, sıvı veya gaz halindeki matris malzemelerinin farklı geometrilerdeki takviye fazına emdirilmesi mümkündür. Gözenekli bünyedeki gazlar sistemden uzaklaştırılarak boşlukların düşük vizkoziteli sıvı eriyik ile dolması sağlanır. Sıvı matrisin akışkanlığının kontrolü kilit noktalardan biridir. Bu yöntemde çıkılan sıcaklıklar polimer veya metal emdirme süreçlerinde kullanılan sıcaklıklara oranla çok daha yüksektir. Yüksek sıcaklıklarda çalışılması sebebiyle matris ve takviye fazı arasında zaman zaman istenmeyen tepkimelerin gerçekleşmesi kaçınılmaz olabilmektedir. Seramik eriyiğin vizkozitesi genellikle oldukça yüksek olduğundan emdirilmesi oldukça güç olmaktadır. Seramik eriyikler kapiler basınç uygulanarak fiber, visker ya da partikül formundaki takviye malzemelerinden hazırlanan ve birbiriyle bağlantılı gözenekler içeren peletlere emdirilebilirler. Emdirme sürecini basınç uygulayarak ya da vakum altında çalışarak iyileştirmek mümkündür. Sıkıştırmalı döküm tekniği bu tür bir tekniktir. Bu tür uygulamalarda özellikle düşük ergime sıcaklığı sebebiyle Al karşımıza en sık çıkan metaldir. Partikül, fiber ya da visker formundaki SiC, Al2O3 ve Si3N4 gibi çeşitli seramiklerin, hatta camların bile bu metal ile emdirilmesi mümkündür.

Sol jel: Sol jel, düşük sıcaklıklarda ve çözelti ortamında kimyasal tepkime yoluyla anorganik yapıların sentezlenmesidir. Bu tepkimenin en önemli özelliği akışkan halden (çözelti veya kolloid) katı hale (iki veya çok fazlı jel) geçiş imkanı vermesidir. Sol–jel sürecinin faydalı ve sınırlayıcı tarafları aşağıdaki tabloda özetlenmektedir.

Metal Matrisli Kompozitler

 Mevcut malzemelerin kullanım sıcaklığının üzerinde sıcaklıklarda kullanılabilecek ve daha yüksek spesifik mukavemet özelliğine sahip malzemelere duyulan ihtiyaç nedeniyle 1960’lı yılların başında metal matrisli kompozit (MMK)malzemeler geliştirilmiştir. MMK’lar sermet, metalik köpük, partikül veya fiber takviyeli metaller gibi geniş bir malzeme grubunu oluşturmaktadır. MMK’lar yerlerine kullanıldıkları metal ve diğer yekpare malzemelere oranla önemli avantajlara sahiptir:

• Düşük yoğunluk,

 • Tekrar üretilebilir içyapı ve özellikler,

• Yüksek mukavemet ve esneklik modülü,

• Yüksek tokluk ve darbe dayanımı,

• Yüksek yüzey sertliği ve yüzey çatlaklarına karşı düşük hassasiyet,

 • Sıcaklık değişikliklerine veya ısıl şoka karşı düşük hassasiyet,

• Yüksek elektriksel ve ısıl iletkenlik.

Genel olarak bakıldığında metal matrisli kompozitlerin, metallere göre üstün olan temel özellikleri aşağıda sıralanmaktadır:

• Daha yüksek aşınma direnci,

• Daha iyi yorulma direnci,

• Düşük ısıl genleşme katsayısı,

 • Yüksek sıcaklıklarda mukavemetini koruyabilme ve düşük sürtünme oranı gibi daha iyi yüksek sıcaklık özellikleri,

• Yüksek mukavemet/yoğunluk oranı (spesifik mukavemet),

• Yüksek esneklik modülü/yoğunluk oranı (spesifik modül).

Metal matrisli kompozit malzemelerin üstün özelliklerinin yanı sıra çeşitli sınırlayıcı özellikleri de bulunmaktadır. MMK’ların ana sınırlayıcı özellikleri ise aşağıda sıralanmaktadır:

• Sürekli fiber takviyesinin söz konusu olduğu durumlarda kompozit üretimi için genellikle zor ve karmaşık üretim süreçlerinin kullanılması gerekmektedir.

• Metallere göre kompozitlerin sünekliği daha düşüktür.

• Kompozit üretiminde metallere oranla daha yüksek maliyetli üretim sistemi ve teçhizata ihtiyaç duyulmaktadır.

• Kompozitler yeni gelişen bir malzeme ailesi olması nedeniyle firmaların ve üreticilerin bu alanda bilgi birikimi metallere oranla daha zayıftır.

Kompozit malzemelerde matristen beklenen özellikler başta hafiflik olmak üzere korozyon direnci, kırılma tokluğu ve takviye elemanı ile uyumluluk olarak sıralanabilir. Matris malzemeleri takviye elemanlarına yük aktarımı yaparken aynı zamanda da takviye elemanlarını aşınma ve korozyona karşı korur. Takviye elemanlarından kırılgan çatlakların yayılmasını engeller. Matris malzemeleri kompozit yapının kayma, basma, akma, sürünme, dielektrik ve termo mekanik özelliklerini belirleyici bir rol oynamaktadır. Kompozit yapılarda yaygın olarak tercih matris malzemeleri düşük yoğunluk, yüksek tokluk ve iyi mekanik özelliklere sahip olan hafif metal ve alaşımlardır. Bu hafif metal alaşımları, dayanım ve özgül ağırlık oranlarının iyi olması sebepleriyle özellikle ağırlığın ön planda olduğu, hafif yapılarda tercih edilmektedir. Bu tür malzemelerde atmosfere karşı korozyon dayanımının da oldukça yüksek olması diğer bir karakteristik özelliktir. Genellikle metal matrisli kompozit malzemelerin üretiminde alüminyum (Al), magnezyum (Mg), çinko (Zn), bakır (Cu), titanyum (Ti) ve nikel (Ni) gibi metaller ve bu metallerin alaşımları matris malzemesi olarak kullanılmaktadır.

MMK’lerin üretiminde en yaygın olarak kullanılmakta olan matris malzemesi olarak karşımıza Al ve Al alaşımları çıkmaktadır. Al doğada çok bulunan, işleme kolaylığına sahip, hafif, korozyon direnci ve takviye edilebilirlik gibi önemli özelliklere sahip bir malzemedir. Al alaşımları ise hafif, birçok üretim yöntemi ile ekonomik olarak üretilebilirliği yanı sıra, yüksek dayanım ve korozyon direncine sahip olduğu için tercih edilmektedir. Al ve alaşımlarının mevcut özelliklerini, takviye elemanı kullanarak geliştirmek; çekme mukavemeti, ergime sıcaklığı, ısıl kararlılık ve üretilebilirlik özelliklerini iyileştirmek mümkündür. MMK üretiminde endüstriyel firmalar tarafından kullanılan matris malzemelerinin kullanım oranları Şekil 1’de sunulmaktadır.

MMK’ların üretimi için takviye malzemesi olarak fiber, visker veya partikül gibi farklı şekillere sahip malzemelerin kullanılması söz konusudur. Endüstriyel uygulamalarda en yaygın kullanım alanı bulan takviye şekli ise partikül formudur. Bunun nedeni; partikül takviyelerin üretimi ve kullanımının uzun fiberlere oranla daha kolay olması ve elde edilen kompozit yapıda özelliklerin yöne bağlı olarak değişim göstermemesidir [15].

Havacılık ve Savunma Sanayi Endüstrisi Uygulamaları

Metal matrisli kompozit üretimi 2000’li yılların başında dünyada % 5 miktar bakımından, %14 ise ticari açıdan havacılık endüstrisinde kendisine yer bulmuştur. Metal matrisli kompozitin ilk atılım göstermesi havacılık alanında yüksek performans gereksinimini sağlamak amacı ile ilginin arttırılmasına yönelik gerçekleştirilmiştir. Havacılık endüstrisinde yer alan metal matrisli kompozit malzemeler, roket, uydu, uzay ve helikopter parçaları, elektrik kontakt parçaları, akü, jet motoru fan bıçakları, anten yapıları, reaktörler, yüksek sıcaklık motor parçaları ve yüksek sıcaklık yapılarında uygulama alanları bulmaktadır.

Örneğin F16 uçaklarında çoğunlukla sıkıntı yapan gövde arkası kanatları SiC takviyeli metal matrisli kompozitlerle değiştirilerek ömürleri uzatılmıştır ve bu sayede 26 milyon dolara yakın tasarruf elde edilmiştir. Şekil’ de gövde arkası kanatları gösterilmiştir. Ayrıca bu uçakların geçmişte 2024-T4 Al alaşımından elde edilen karın kanatçıklarının yerine % 17,5 SiC seramik takviyeli 6092 Al metal matrisli kompozitler kullanılarak, karın kanatçıklarının kullanım süresi 4 kat iyileştirilmiştir [16].

Otomotiv Endüstrisi Uygulamaları

Otomotiv endüstrisi ileri teknolojiyle çalışan ve üretim kapasitesi çok yüksek endüstri koludur. Otomotiv endüstrisinde olabildiğince maliyetlerin yüksek olmaması sağlanmalıdır. Otomotiv endüstrisindeki uygulama alanları şu şekildedir: piston halkası, piston yanma odası, motor bloğu parçaları, silindir iç yüzü ve rot. Otomotiv sektöründe 1983 senesinde metal matrisli kompozitlerin hayata geçirilmesine Toyota’nın dizel motor pistonlarında ilk kez rastlanmıştır. İlerleyen senelerde ise Honda takviye elemanı olarak %12 Al2O3 seramik aşınma direnci sağlamak amacı ile metal matrisli kompozitlerden silindir gömleği yapımını hayata geçirmiştir. Bunun yanı sıra Honda motor bloklarının yapımında maliyeti aşağı çekmek için yüksek basınçlı döküm metodu geliştirmiştir [16].

Elektronik Endüstrisi Uygulamaları

Elektronik sektöründeki metal matrisli kompozitler, ısıl genleşmelerinin yüksek olmaması, ısıl dirençlerinin iyi olması ve elastisite modüllerinin yüksek olmasından dolayı ilgi çekicidir. Metal matrisli kompozitlerin yeterli seviyede SiC takviye elemanı kullanılarak elektronik endüstrisindeki basınçsız infiltrasyon ile imal edilmeleri ilgiyi bu yöne çekmektedir. Hava sızdırmaz paketler nem ile çevresel sebeplerden etkilenmemesi için elektronik paketlerde aranan çok değerli bir özelliktir. Bu paketlerde istenilen en önemli özellik ayarlanabilir ısıl genleşme katsayısının değişebilmesidir. Bu özellik takviye elemanlarının miktarına göre sağlanmasından dolayı metal matrisli kompozitler bu istenilen durumu karşılamaktadır [16].

Kimyasal Buhar Emdirme: Kimyasal buhar emdirme (CVI) yöntemi sürekli fiber takviyeli SMK’ların üretiminde kullanılan tekniklerden biridir. Pelet haline getirilen fiberlerin yüzeyleri öncelikle bir arayüzeyle kaplanır, sonra da seramik matris bu fiberlere CVI ile emdirilir. CVI süreci bir seramik matrisin gözenekli bir fiber pelete kimyasal buhar çöktürme (CVD) yöntemiyle çöktürülmesini içerir. Bu yöntemde CVI malzemeleri ısıtılan peletin de içerisinde bulunduğu bir fırına pompalanır. Bu gazlar pelete sızar ve fiber yüzeylerinde tepkimeye girerler. Fiberlerin üzerlerinde katı bir matris malzemesi oluştururlar ve bu şekilde peletin yoğunlaşmasını sağlarlar.

Hazırlayanlar:

Hürrem Canıtez

Emre Demir

Gizem Kaymakçı

Aycan Alkan

REFERANSLAR

[1] Lyu, M.-Y. and T.G. Choi, “Research trends in polymer materials for use in lightweight vehicles”, International Journal of Precision Engineering and Manufacturing, 2015. 16(1): p. 213-220.

[2] https://www.grandviewresearch.com/industry-analysis/automotive-composites-market

[3] Şahin, Y., Kompozit malzemelere giriş, 2000: Gazi kitabevi.

[4] Sönmez, M., Polimer matrisli kompozitlerin endüstri ürünleri tasarımında önemi ve geleceği: Türkiye’den dört örnek firma üzerine bir inceleme, 2009, Fen Bilimleri Enstitüsü.

[5] Schwartz, M.M., Composite materials handbook, 1983.

[6] Demirel, A., Karbon elyaf takviyeli epoksi kompozit malzemelerin karakterizasyonu, 2007, Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara.

[7] Kaya, A.İ., Kompozit malzemeler ve özellikleri,  Putech&Composite Poliüretan ve Kompozit Sanayi Dergisi, 2016. 29: p. 38-45.

[8] http://www.kompozit.org.tr/wp-content/uploads/2017/03/Composites-Turkey-08.pdf

[9] Saffet Gülmez, “Otomotiv Endüstrisinde Kullanılan Polimer Matrisli Kompozit Malzemeler”, Pamukkale Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Makine Mühendisliği Anabilim Dalı, Tezsiz Yüksek Lisans Projesi, Denizli, Ocak 2018.

[10] Prof. Dr. Mehmet Zor, “Kompozit Malzemelerle İlgili Genel Bilgiler”, Kompozit Malzemeler Dersi.

[11] Yrd. Doç. Dr. Ali İhsan Kaya, “Kompozit Malzemeler ve Özellikleri”, Putech & Composites, Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, sayfa 38-45, 2016.

[12] Doç. Dr. Kerem Altuğ Güler, “Hafif Otomotiv Yapıları İçin Polimer Ve Polimer Matrisli Kompozit Malzemeler “.

[13] Doç. Dr. Atilla Evcin, “Polimer Malzemeler”, Afyon Kocatepe Üniversitesi, 2017.

[14] Yrd. Doç. Dr. Ayşe Kalemtaş, “Seramik matrisli Kompozit Malzemeler”, Bursa Teknik Üniversitesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü, 2015.

[15] Serdar Korkut, “Kompozit Malzemeler” https://www.serdarkorkut.com/2017/01/22/kompozit-malzemeler/

[16] Ayşe Kalemtaş, “Metal Matrisli Kompozitlere Genel Bir Bakış”,  Bursa Teknik Üniversitesi, Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü, 2014.

[17] https://muhendisolmak.com/metal-matrisli-kompozit-lerin-uygulama-alanlari/

Bir cevap yazın